Bazen bir başyapıtı
anlatırken içinizi göstermemeniz imkânsız hale gelir. Çizeceğiniz resimde
kocaman bir baraj kapağı açılmış ve oradan resme sizin yaranızdan bir kan
akmaktadır. Bunu göstermemeye çalışmak boşuna bir çaba olabilir. Ama yine de
utanırsınız. İşte size anlatacağım Tatar Çölü böyle bir eser.
İtalyan yazar Dino Buzzati’nin nedense fark
edilememiş bu eseri, genç bir teğmenin çok uzak ve iç karartıcı Bastiani
kalesine atanmasının öyküsünü anlatıyor.
Kale
uçsuz bucaksız Tatar Çölü’ne bakmaktadır ve yüz yıla yakın bir süredir herhangi
bir canlı geçmemiştir o civardan.
Teğmen Geovanni Drago, Bestiani kalesini
gördüğünde burada kalamayacağını anlayıp hemen tayinini istemeye kalkar ama
kale komutanı sadece 4 ay kalması için onu ikna eder. Drago, hayatın dışında
atılmış bu kalede 15-20 yıl kalmış öteki subayları ve onların boğucu hayatını
görünce “ben asla bunlardan biri olamayacağım” der.
Yazar Dino Buzzatti, alışkanlıkların çürütücü
etkisini ve bir hayatın nasıl kaybolabileceğini sarsıcı bir öykü ile anlatır.
Bu kitabı okuduğunuzda hayatınızı; mobilyalarınızdan, işinize, ailenizden,
ülkenize her şeyi değiştirmek isteyeceksiniz.
Sizin kaleniz hangisi? Sizi bir ömür
çürüten; düşünce, fikir, alışkanlık, umut hangisi? Değiştirmekten korktuğunuz
size başka bir türlü yaşayamayacağınızı düşündüren bir bağımlılığınız var mı?
Geri dönemeyeceğiniz, yürüme
ihtimali kalmayan yollar sahiden çok uzak mı? Biz bir seçim yaparken aslında
neyi öldürüyoruz. Yanlıştan geç dönülmesi hiç dönülmemesinden evla mı?
Yürüdüğümüz yollar, eğer geri dönüş yolları kapanırsa, yol olmaktan
çıkıp bir hücreye dönüşebiliyor. Şu an bir yolda yürüdüğünü sanıp aslında kendi
hücresinden bize bağıran o kadar çok insan var ki. Geri dönemiyorlar ve
sinirliler.
İnandığımız her şey bizi çürütebilir bu
yüzden “sorgulanmamış hiçbir hayat yaşanmaya değmez” deyip.. Bu kitabı; direnen,
inatlaşan, geri dönemeyen, vazgeçemeyen herkese tavsiye ediyoruz