20 Ocak 2014 Pazartesi

Üsküdar'a Giderken


      Yaşlı adam tren istasyonunda çevresine merakla bakıp geziniyordu.  Emanet gibi duran valizi ile İstanbul’a birkaç günlüğüne gelmiş misafirlerden olduğu hemen anlaşılıyordu… Belki bir hastaneye gelmişti belki de hısım akrabadan birini birkaç günlüğüne ziyarete…
          Aslında hepsi bahane uzun zamandır görmemişti İstanbul’u. Tadını çıkaracaktı. Dönüşte kahvede, evde, camide anlatacaktı. “Ya o Mimar Sinan var ya nakış gibi işlemiş şehri.” ”İstanbul çok büyümüş canım, bir ucu ta nerede.” “ O boğazın mavisi...”   “Bir binalar yapmışlar deme gitsin.”

        Gördüğü her şeyi anlatacaktı. Bir taraftan acemice meraklarla sorular soruyor. Bir taraftan da gördüğü anladığı her şeyi kaydediyordu sanki. İstasyonda bir gence yaklaşıp sordu.
-          Vapur ne zaman gelir, evlat?

Delikanlı şaşırdı ama anladı ihtiyar adamın yanılgısını. Yüzünde beliren ani gülümsemeyi yardım etme isteği ile biraz olsun örtmeye çalıştı.
-          Ne vapuru amca?  Burası tren istasyonu. Marmaray, Marmaray asrın projesi

Yaşlı adam bir hata yaptığını anladı.  Hem endişeli hem de şaşkın şaşkın anlamaya çalışarak sordu;
-          İyi ama ben vapura binecektim. Üsküdar’a gidiyorum ben.
-          Eeee bu da gidiyor Üsküdar’a
 Yaşlı adam bu sefer gerçekten üzüldü.

-          Ben vapura binecektim…

  Genç, anlamasa da yaşlı adamın vapur isteğini yine de samimi bir şekilde yardım etmek istiyordu ihtiyara;

 -          Vapura binmek istiyorsan Eminönü’ne gitmeliydin. Oradan kalkıyor vapur. Hem bak, boş ver, bu daha hızlı gidiyor. 10 dakikada Üsküdar’dasın

 Yaşlı adam bir fırsatı kaçırmış, pişman ve üzgün tren raylarına doğru yürüdü. Küçük de olsa bir umut varmış gibi bomboş tünele baktı, sonra döndü, gence tekrar sordu
-          Vapur gelmez değil mi buraya?