Yaşlı adam tren istasyonunda çevresine merakla bakıp
geziniyordu. Emanet gibi duran valizi
ile İstanbul’a birkaç günlüğüne gelmiş misafirlerden olduğu hemen
anlaşılıyordu… Belki bir hastaneye gelmişti belki de hısım akrabadan birini
birkaç günlüğüne ziyarete…
Aslında hepsi
bahane uzun zamandır görmemişti İstanbul’u. Tadını çıkaracaktı. Dönüşte kahvede,
evde, camide anlatacaktı. “Ya o Mimar Sinan var ya nakış gibi işlemiş şehri.” ”İstanbul
çok büyümüş canım, bir ucu ta nerede.” “ O boğazın mavisi...” “Bir
binalar yapmışlar deme gitsin.”
Gördüğü her
şeyi anlatacaktı. Bir taraftan acemice meraklarla sorular soruyor. Bir taraftan
da gördüğü anladığı her şeyi kaydediyordu sanki. İstasyonda bir gence yaklaşıp
sordu.
-
Vapur ne zaman gelir, evlat?
Delikanlı şaşırdı ama anladı ihtiyar adamın yanılgısını. Yüzünde
beliren ani gülümsemeyi yardım etme isteği ile biraz olsun örtmeye çalıştı.
-
Ne vapuru amca?
Burası tren istasyonu. Marmaray, Marmaray asrın projesi
Yaşlı adam bir hata yaptığını anladı. Hem endişeli hem de şaşkın şaşkın anlamaya
çalışarak sordu;
-
İyi ama ben vapura binecektim. Üsküdar’a
gidiyorum ben.- Eeee bu da gidiyor Üsküdar’a
Yaşlı adam bu sefer gerçekten üzüldü.
-
Ben vapura binecektim…
Genç, anlamasa da yaşlı adamın vapur isteğini yine de samimi bir şekilde yardım etmek istiyordu ihtiyara;
Genç, anlamasa da yaşlı adamın vapur isteğini yine de samimi bir şekilde yardım etmek istiyordu ihtiyara;