Bu sabah gözlerimi açar açmaz aklıma Taptuk Emre geldi.. Ben uyurken işleyen bilinç altım nerelere gitti bilinmez... Kendime şu soruyu sorarken yakaladım "Neden bu adam Yunus'tan 40 yıl düzgün odun getirmesini istedi?" Odunlara kadar indirgenmiş bi doğruluk ve 40 yıl bir kapıyı sevme cidden bir zamanenin anlayacağı işler değil. ki benim gibi aldığı kararları 4 saat bile uygulayamayan bir adamın kendine bu zor soruyu sorması haksızlık..
Batı felsefesinde kahramanım Sisifos'tur.. Emeğin ve mücadelenin adamı.. Doğu felsefesinde Yunus, sevgi ve doğruluk...
Yalnız yaşadığım için bazen hayat bana çok ağır gelebiliyor.. Evi toparlayıp düzenlemek, öğretmenliğin çizgisini yükseltmek, okumam gereken kitaplar, dostlara ayrılan vakit ve ailemle geçirmem gereken zaman.. Hepsini yapmak bir kişi için zor ama bir de bunlara gündelik hayattaki yanlış tercihler eklenince hepten sarpa sarıyor.. İnternet, uyku, alkol gibi en az 4-5 saatinizi alan gereksiz zaman kayıplarından bahsediyorum...
Yunus'u ve Sisifos'u gündelik hayatımı düzenlemek için kullanabilirim ama daha da önemlisi bu iki sembol insana bir çok açıdan yardım edebilir..
Özellikle doğrunun bu günlerde iyice karıştığı bir dönemde işin içinden Yunus'la çıkabilir insanoğlu.. Hemen hemen herkes yapıp ettiklerinin ve söylediklerinin doğru eylemler olduğunu söylese de biliyoruz ki bir çok cümlemize nefretlerimiz ve beğenilerimiz siniyor, sonunda da adaletten uzak, ayarı kaçmış satırlar okuyoruz..
Peki 40 yıl doğru odun taşımaktan kasıt neydi? sadece odun muydu önemli olan.. Yoksa oduna kadar indirgenmiş bir doğruluk mu? Sözlere, eylemlere, tercihlere sinmiş doğruluk. Çöpü çöpe doğru atmanın, oy verirken doğru tercihler yapmak ile ilişkisi ne? Ev alırken yaptığın ince hesabın sakız alırken ki fikrinle ilişkisi, trafikte bir yabancıya yol verdiğin an ile , sevdiğine yoğunlaştığın andaki insanlığın arasındaki bağ ne?
40 gün doğruluk üzerine pratik yapabilir miyiz? Gereksiz ve yanlış eylemleri çıkarıp doğruya yoğunlaşırsak sadece gündelik hayat mı düzelir yoksa düşüncelerimize de siner mi bu...
Ben şahsen ayarı kaçmış cümleler duyup okumaktan sıkıldım.. keşke bu etüdü herkese yapabilsek ama Taptuk Emre'nin kapısı gibi erdem her çağda gönüllü talipliler istiyor...