10 Ocak 2015 Cumartesi

Mısır Adası

Behrengi'nin Bir Şeftali Bin Şeftali adlı çocuk öyküsünde çocuklar buldukları şeftali çekirdeğini ağanın tarlasına ekince sorarlar birbirlerine.. Bu şeftali ağacı kimin? Ağanın mı, bizim mi?

        Gürcistan ve Abhazya sınırını belirleyen nehirde her yıl bahar ayında alüvyonlar ile adacıklar oluşur ve sonbaharda kaybolurlar.. Tarıma çok elverişli olan bu verimli toprakları bölgedeki çiftçiler için iyi bir şanstır.
         Gürcistan ve Abhazya arasındaki askeri çatışmaların tam ortasında kalan bir adayı seçen yaşlı adama torunu sorar.. Bu toprak kimin? Gürcülerin mi? Abhazların mı? Yaşlı adam yanıt verir: Kim yarattıysa onun....
   
Yaşamdaki döngüyü, devleti, sınırları,  sorgulayan.. varoluş ve yok oluş üzerine çok çok büyük bir derdi olan filmde oyunculuk görsellik ve anlatım çok güzel.. O kadar tatlı ve iddiasız akıyor ki film sonunda o büyük mesajı vereceğini hiç tahmin etmiyorsunuz bile.. ve bu mütevazilikle o büyük derdin de altından çok güzel kalkıyor... İlyas Salman'ın oynadığı bu film en iyi yabancı Oscar filmine de adaymış... Sanat filmlerini sevenlere önerilir....

İnsanları Seyreden Güvercin

Geçen hafta böyle de film geldi geçti hayatımızdan... İzlerken yavaşlığından uykunuzu getiren ama sonra üzerine konuştukça gözlerinizi yaşartan bir film... Öncelikle bu yazı filme dair spoiler içerir.. izleyecekseniz okumayın.. ama izlemeyecekseniz bakın size ne söyleyeceğim ...

    Film bir kaç ilgisiz ölüm sahnesi ile başlıyor.. Ölüm var diyor yani yönetmen ölüm var ve bunu aklımızda tutarak "Yaşayanlar" hakkında konuşabilir miyiz diyor...Ve başlıyor bir güvercin gözüyle bizi yalın, kuş bakışı ve acımasız bir gözle izlemeye...

      Siz yaşayanlar duyarsız, kopya, içiboş, bitik ölülersiniz diyor... sizin yaşamak dediğiniz şey kocaman bir yalan.. Hep aynı cümleleri kullanırsınız.. "İyi olmana sevindim" gibi...Sabah kalkıp işe gitmeyi çok önemsersiniz.. hayat o kadar düzenlidir ki bu gün günlerden ne olduğunu unutursanız eliniz ayağınıza dolaşır diyor..Tüm mutsuzluğunuza rağmen sahte bir neşe ile espiri yaptığınızı zannedersiniz. . Zayıf olanı ezer, güçlü olanın altına yatarsınız.. Eskiden hayat güzeldi .. Bir bardaki hesabı öpücükle ödeyebilirdiniz... şimdi ödemeler gecikince dünya başınıza yıkılıyor diyor.. Korkaksınız, aşklarınızın peşinden koşamazsınız, Hayallerinizin peşinden koşamazsınız... Karşınızda insanlık yanıp tutuşsa oturup sadece izlersiniz.. ve buna dair insanı modern yaşamı lime lime eden bir çok ayrıntı ile sizi boğar film... Filmin temposu, dekoru, rengi de anlattığı insan kadar sıkıcı ve baygındır.. sizin o sıradan sıkıcı insandan kaçmanız için her şeyi tasarlamış ve bunu da başarmıştır..


Roy Anderssons'ın Yaşayanlar adlı üçlemesinin son filmi..Venedikte büyük ödülü aldı.. orijinal adı.. .A Pigeon Sat On A Branch Reflecting On Existence