Bu gün size edebiyat severler için bir hazineden bahsedeceğim. Julio Cortazar'ın Seksek kitabı okurken edebiyat tanrılarının size dokunduğunu hissedeceğiniz yapıtlardan biri.
Cortazar, eserini hem içerik hem de biçim olarak yeniliklerle doldurmuş. 155 bölümden oluşan kitabın iki şekilde okuyabilirsiniz. ya 56. bölüme kadar okuyup bırakırsınız. ki romandan hiç bir şey kaybetmezsiniz. Yada yazarın size verdiği bir sıra ile 73. bölümden başlar karışık olarak okur 131. bölümde bitirirsiniz. Ya da bitiremezsiniz. kitaba hapsolursunuz.
Kitap 3 bölümden oluşmakta ilk önce kahramanımız Oliveira Paris'te bohem bir fikir kulübünün içinde, entelektüel tartışmalar ve özgür bir yaşam ile onda derin bir iz bırakacak sevgisi La Maga'yı görüyoruz.
Daha sonra kahramanımız Arjantin'e dönüyor, arkadaşı Traveler ve onun karısı Talita ile birlikte bir sirkte sonra bir tımarhanede çalışıyor. .
3. bölümde kitaplardan alıntılar, düşünce ve anı parçacıkları ile gazete kupürlerinden oluşuyor.
Peki bu kitabı özel kılan ne? Bu kitapta beni heyecanlandıran anlatımın güzelliği ve diyalogların doğallığıydı. Yazar o kadar rahat ifade ediyor ki kendini bazen kurgudan çok hangi kelimeyi ve nasıl seçtiğini irdeleyerek okuyordum.Olivera, kutsallardan rahatsız; topluma uyumsuz, sorumsuz, geveze bir sürgün. Ama onun gevezeliği düşünceyi, kendi içinde basamaklandırma, buradan gidebileceği yerleri hesaplama, basabileceği yeni bir taş bulma işi, bir nevi fikir işçiliği yapmaktır.
Aşkla, hayatla, ölümle, hatta bir bebeğin ölümüyle bile ilgilenmeyen, hiç bir şeyi ciddiye almayan, sürekli tartışan,irdeleyen, herkes tarafından sevilen, ama sorumsuz biri. Olivera arzularının cennetini arayan ve bu cennete gitmesini engelleyecek her şeyle mücadele eden, sıkıldığında giden biri. Her yerde ilişkiler onun için koca bir mesele haline geliyor. Onun argümanları, tutkuları, istekleri ve peşi sıra sürükledikleri.. sevdikleri...
Seksek kavramı hem kitabın okunuş şeklinde hemde kurguda özellikle finalde, okuyucuya şahane metaforlar sunuyor.
Kitabın bazı bölümleri, insanın tüylerini diken diken eden sahnelerin olduğu, başlı başına bir öykü olabilecek metinlerdir. Özellikle Talita'nın pencereden öteki pencereye gitmeye çalıştığı sahne ve finalde tımarhanenin bir odasını iplerle, sularla, bilyelerle savunduğu; iki ülkeye benzettiği bölümler tekrar okunmayı hakkediyor.
Kitabın çevirisi çok iyi. Edebiyat severlere tavsiye ederiz efenim.
