Öğretmenlik en zor mesleklerden
biri... Özellikle değişen yeni dijital nesle karşı çoğu zaman yetersiz ve çatışma
içinde kalabiliyorsunuz. Çocuk psikolojisi konusunda bilinenlerin %80 i son 15
yılda değişmiş. Yani ben mezun olduğum yıldan beri…
Sürekli kendini chek edip, çıtalarının ve kırmızıçizgilerinin
yerini değiştirmek gerek. Yoksa zamana yenilirsin. Artık bilgi donanımından
ziyade en elzem eksiklik “iletişim donanımı”
bence. Çünkü öğrencilere bilgi aktarmak kolay; hem materyal çok, hem de kolay
öğreniyorlar. Ama onlarla doğru iletişimi kurmak çok zor çünkü sürekli sizi
zorlayan denemeler yapıyorlar. Hal böyle iken otoritenizden vazgeçmeden önce,
çatışarak geri çekiliyorsunuz :) ve sık sık da aslında yapmamanız gereken
davranışlarda bulunuyorsunuz.. Bağırmak, tehdit etmek, hırpalamak gibi... Kimse
"aa bunlar doğru değil" demesin. Günde 9 saat bir devlet okulunda 45
kişiye "kibar" davranmak her yiğidin harcı değil... Bazen
öğrencilerin ileri gittiği olduğu gibi bazen de öğretmenlerin hataları oluyor..
Biz öğretmenler yorulunca yaratıcı çözümler bulmak yerine aklımızdaki en kısa
yolu bağırmayı ve sindirmeyi seçiyoruz. Tabii ki haliyle sorunlar anlık
çözülüyor ve ideal bir öğrenme ortamı yerine her iki taraf içinde yorucu bir
süreç işliyor.
Bazı öğretmenlerde öğretimi bir afyon
olarak kullanıyor. Sürekli bir şeyler anlatıp test çözdürerek çok başarılı
görünenler var. Hâlbuki çocukla doğru iletişim kurmak, onun yeteneklerini ve
yaratıcılığını geliştirmek, yol göstermek soru çözdürerek yapılacak işler
değil.
Türkiye’de
çocuk psikolojisi anlamında yapılmış ciddi çalışmalar yok. Birçoğu yabancı
ülkelerden kaynaklı alıntılar. Türkiye’deki akademinin durumu biliyorsunuz. Öğretmenlerin
yeni öğrenme tekniklerini, değişen ve yeniden yorumlanan çocuk psikolojisini,
eğitim alanında yeni çalışmaları ve araç gereçleri keşfetmesi kimin
sorumluluğunda? Bakanlığın da öğretmenlere meslek içi eğitim ve denetim gücü
çok zayıf. Öğretmenlerin birçoğunun kendi kendini eğitmesi gerekiyor ama
kendisini harekete geçirecek içsel dürtüden uzak birçok öğretmen var. Herkes
bir başkasından sisteme enerji vermesini istiyor ama belki de bunu başlatacak
eğitim yöneticilerinde de "vizyon" yok.
STK'lara da bir paragraf açmak gerek. Eğitim
alanında çalışan sendikaların hali içler acısı: hepsi aşırı politize olmuş, ciddi
bir bakış açıları olmayan, akademiden kopuk partilere yakın zavallı kurumlar.
Eğitim alanında çalıştığını söyleyen birçok vakıf ve dernek de bir avuç mutlu
azınlığa ulaşabilen, güçsüz ve şekilci, adı büyük kendi küçük yapılardan ibaret
Eğitim
ortamı içerisinde mutsuz ve kendini başarısız hisseden öğrenci değil sadece;
öğretmen, yönetici, veli de durumdan memnun değil. Birçok sınıfta çocuklarımız
ve öğretmenlerimiz mutsuz bir ortamda anlamsız bir mücadele veriyorlar. Aslında
kurumsal bir ayağa kalkma hareketi gerekirden genelde yapılan çalışmalar
bireysel ya da bir kaç kişinin çabasıyla okul çapında kalıyor.
Bu kadar karamsarlık yeter demek istiyorum :) bazı özel okullarda ve devletin seçkin(!)
okullarında iyi eğitimler veriliyor evet ama genelde varoşlarda ve kenar
mahallelerde devlet eğitim veriyormuş gibi yapıyor. Birçok veli, öğretmeni
öğretmen, okulu okul, müdürü müdür zannediyor. Aslında hepsi bir oyun.
Cümleyi toparlayamıyorum konu aktıkça akıyor :)
Eğitim problemi ciddi ve hantal bir mevzu.. Ama imkansız değil.. İyi niyetli
bir çalışma ile ve hakkaniyetle eğitiminin içindeki tüm bireyleri mutlu edecek
bir plan yapılabilir. Çözümsüz gibi görünmesinin nedeni aslında biraz
beceriksizlik. Bakanlık düzeyinde yapılan "iyi" çalışmalar bile
okullara gelene kadar geçtikleri aşamalarda kaybolup gidiyor. Sadece evrak
doldurulan çalışmalara dönüşüyor. Mesela "değerler eğitimi" çalışması
yapılmıyor ama evrakları dolduruluyor. "kulüp" çalışması yapılmayıp
evrakları dolduruluyor, stratejik planlar, TKY'ler vb. Bu gereksiz, gereksiz olmasa da çalışmayan ağırlıkların
kaldırılması ve bireylerin mesleki eğitimlerinin sürekli güncellenmesi gerekir.
Bunu tehditle ve korkutarak değil teşvik ve destekle, yeni cümleler ve yeni bir
dil ile yapmak gerek.
Ne zamandır bu konuyu facebook duvarında sizinle hasbıhal
etmek istiyordum. Burası bir özeleştiri mekânı gibi başkalarına söyleyince
yaşadıklarımı daha dürüst hissediyorum kendimi. Bu yazı bir vesile oldu.