12 Ocak 2013 Cumartesi

Aşk- Amour- Heneke

"AŞK" ve Babama Dair Çağrışımları
Sevdiğiniz biri ölürken siz ne yapıyordunuz? Onu öldürüyor olabilir misiniz? Ben babama bakarken onu acılarını arttırdığımı neden onu kaybettikten sonra fark ettim.. Sevdiklerimizin yaşamasını istemek sadece kendimiz için istediğimiz bencilce bir durum olabilir mi? Sevgi nedir? Ya da aşk? Heneke bu filminde boğazımıza oturacak bir gerçekliği seyirciyi sadece tanık olarak bulundurduğu sinemada anlatıyor.. Seksen küsur yaşlarında, koca bir ömrü beraber geçirmiş iki insanın verdiği büyük bir sınavdan bahsediyor, Heneke.. Aslında Fransa'dan bir öykü değil bu dünyanın herhangi bir köşesinde herhangi birinin başına gelebilen sıradan bir öykü sadece.. Tolstoy, Ivan İlyiç'in Ölümü'nde bundan bahsetmişti. Yada Bedi-ü Zaman, Hastalık Risalesi'nde bundan bahsediyordu. Yaşlanınca bizim ya da sevdiklerimizin başına gelebilecek, ölümün bile bazen herkese nasip olmayan bir" nimet" olabileceğinin öyküsü...
Benim de babam iki yıl önce beraber aynı odada uyuduğumuz bir gecenın sabahında, bedeninin büyük bir kısmını haraket ettiremeyecek bir şekilde uyanmıştı.. Filmi izlerken iki yıl önceki olayı tekrar tekrar yaşadım.. Herşey o kadar benzeşiyordu ki aslında insana dair acılar birbirine ne kadar çok benziyor şaşarsınız.. Ben de babama üç ay boyunca baktım ve sonunda vefat etti... bu süreç hepimiz için zor bir sınavdı.. Sevdiğiniz yaşasın istiyorsunuz ama acılarını arttırdığınızın farkında değilsiniz.. Caresizliğin sizi dönüştürdüğü haller var.. Daha ciddi daha mekanik oluyorsunuz.. Sevdiğiniz, karşınızda bedenen var ama ruhen derinlerde bir yerde kaybolmuş gibi... Sanki babamın üzerinde tonlarca ağırlıkta bir kaya vardı ve onu kaldıramıyor gibiydi ona yardım etmek isteseniz de o kayayı siz de kaldıramıyorsunuz işte.. İşte eli? işte ayağı diyorsunuz.. Neden oyanatamıyor ki neden kalkıp yine çiçek ekmiyor babam... Ve eve gelen insanların yabancılığı, herkesin kendi vicdanını rahatlamak isterken, hasta ve yakınlarının ruhunu nasıl yaraladığının farkında olmaması ne sabır isteyen bir çiledir..
Heneke, filmin sonunu çok daha dramatik ve çarpıcı bitiriyor.. Oyunculuklar o kadar iyi ki film izlediğinizi unutturuyor size sadece bir gözlem yaptığınız hissini veriyorlar.. Bu filmi Mahsun Kırmızıgül yapsaydı bizi hüngür hüngür ağlatırdı ama Heneke boğazımıza otursun, bizi rahatsız etsin diye gerçekliği duru bir şekilde anlatmayı seçmiş. Bazen ekrandan gözlerini kaçırıyorsunuz, gayet insanca bir refleksle utanıyorsunuz çünkü... Film, birbirine "canım cicim", "seni seviyorum" demeyen; tamemen davranışlardan sezilen kocaman bir aşkı anlatıyor Günümüzde çok sık kullanılan "Aşk" kelimesini sorguluyor biraz da.. "Sizin ki de "aşk" mı?" der gibi...
Film de kullanılan bir güvercin meteforu var ki hiç kimse değinmemiş ama bence tamamen ölüm meleğini temsil ediyor.. Birinci gelişinde kahramanımız güvercini kovuyor evden İkinci gelişinde onu yakalamaya çalışıyor..
Ivan ilyiçin ölümünü mutlaka okuyun ve okutun vicdanları genişleten bir kitapdır bu filmi de izleyin izletin lütfen.. İnsanın yaşamının sonunda iyi bir ilişkiye sahip olması nasıl önemlidir görün istiyorum.. İnsan sevdiği insanı ararken böyle bir kıstası aramalı gerçekten, böyle bir durumda bana bakar mı? ya da ben ona yıllarca bakar mıyım?

( Filmi izlerken bir de aklıma şu geldi. Babam odasında yatarken bazı ziyaretciler "biz hasta görmeye dayanamıyoruz, odaya girmek istemiyoruz." diyorlardı. İnsan tanıdığı bildiği birini öyle görmek istemez tabi filmi izlerken salondaki bir çok kişi normal de o hasta odasına giremeyen tipler olabilir mi diye düşündüm.. Siz de cevrenizden böyle bir çok olay gözlemlemiştirsiniz.. Yatalak hastası olan o kadar çok kişi var ki ve hayatları okadar zor ki allah yardımcıları olsun devletin ve toplumun tamemen onların yanında olması ve yüklerini hafifletmesi gerekir.. yatalak hastasına 15 - 20 yıl bakan insanları duyuyoruz.. ve ona bakan birden fazla insanın da hayatı "felç" oluyor. Çok sabır isteyen bir iş ve hasta yakınlarını hiç bir şekilde kınamamak gerek.. çok ağır bir yük insan herşeyiyapabilir bu durumda.. kaça da bilir, zarar da verebilir.. Hepsi de insana dair çok doğal reflekslerdir..)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder