21 Ocak 2013 Pazartesi

Beasts of the Southern Wild – Düşler Diyarı




Sinema bize hep büyülü masallar anlatır. Ve artık bunu hep bildiğimiz argümanlarla yapar. Bu yönetmenin de izleyicinin de işine gelir. Yönetmen hep bildik sembollerle, objelerin bizdeki geçmiş anlamları ile anlatarak kısa bir yol dener. Hollywood filmleri için bu müthiş bir imkândır. "Ötekiler" suçludur, silahlar patlar, iyiler kazanır, problemler çözülür gibi hazır algıları kullanarak kendini kotarır. Bu seyircinin de işine gelir evler, karakterler, olaylar hep şablondur ve biz yeni öyküyü bunun üzerine kurgularız.
Ama biri çıkıp bize çok farklı bir dil kullanarak yeni bir öykü anlatsa… Hazır mısınız? Düşler Diyarı, işte böyle bir film.  6 yaşındaki bir kız çocuğunun gözünden dünyanın yok oluşunu ve hala bize “doğru” diye dayatılan o bildik yaşamın aslında düz mantıkta nasıl gözüktüğünü sorgulatan bir film. Hushpuppy (cimcime) ve babası Wink şehirlerden uzakta küçük bir gurupla birlikte alternatif bir yaşam sürmeye çalışmaktadır. babası hasta ve ölmektedir, sular yükselmekte bir felaket yaklaşmaktadır ve küçük bir kız çocuğu evrenin aslında küçük küçük parçalardan oluştuğunu ve en küçük canlının bile yok olmasının aslında büyük felakete davetiye çıkardığını  fark eder. Bulduğu her canlının kalp atışını dinler ve yorumlamaya çalışır… Masalsı bir gerçeklilik mi desem rahatsız edici bir huzur mu aslında her şey var işin içinde. Plastik paketlerden, cinsel kalıplara, tedavi yöntemlerinden, günümüz insanının kaygılarına, eğitim sisteminden, geleneklere her şeyi sarsmayı başarmış ve yeniden ele almış yönetmen. Filmde “öteki” dediğimiz kesimlerden oluşan bir iyiler gurubu var ki bu bile yeterince güzel bir göndermeydi.
 Günümüz ebeveynlerinin, bir çocuğu güçlü yetiştirmek adına da ipuçları bulabileceği filmin kahramanının unutamadığım repliği şu oldu. Gördüğü bir hastaneyi şöyle yorumluyor “ burası bir hapishaneden çok suyu olmayan bir akvaryuma benziyor”. Evlerimiz, binalar odalar aslında kafesine üzüldüğümüz kuşlar gibi çerçeveliyor mu bizi? Korkularımız, endişelerimiz daha uzağa gitmemizi engellemiyor mu?
 Çevre sorunlarını ve dünyanın yok oluşunu merkeze alan bu filmi herkese ama özellikle çevre konusunu öğrencilerine kavratmak isteyen öğretmenlere tavsiye ediyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder